Entelektüel Sermaye ve Marka Kavramı

Entelektüel Sermaye ve Marka Kavramı karşılaştırıldığında, bir üst kavram olarak entelektüel sermayenin marka kavramını içine aldığı görülmektedir. Entelektüel sermaye, kara dönüştürülebilen bilgidir. (Büyükozan, 2002: 35-40). Entelektüel sermaye kavramı birçok yazar tarafından sayısız defa kaleme alınmaya çalışılmışsa da ortada bulunan hiçbir tanım bu kavramı oluşturan unsurları tek tek ifade etme gücünü haiz değildir. Bir işletmeye dair fikirlerin, yeteneklerin, ilişkilerin, kısacası işletmenin maddi varlığından ayrılan her tür parçasının entelektüel sermaye olarak kabul görmesi gerektiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Konuyu bir tanımla toparlamak gerekirse: “Entelektüel sermaye, işletmelerde, kara dönüştürülebilen fikirlerin, yeniliklerin, dizaynların, yönetim şekillerinin, ilişkilerin, süreçlerin, müşterilerin, insan kaynaklarının ve yayınların oluşturduğu bir bütündür” (Özveren, 2008: 134).

Hiç şüphesiz ki entelektüel sermaye kavramı, marka kavramını da içine almaktadır. Bu nedenle marka kavramının soyut nitelik taşıdığını ve işletmenin maddi unsurlarından ayrılarak kendi başına bir değer oluşturduğunu söylemek doğru olacaktır. Gerçekten de günümüz piyasasında varlık göstermek isteyen hemen hemen her firma markalaşma eğilimi göstermektedir. Günümüz piyasasında markalaşmanın ve markanın konumlanmasıyla markanın arz ettiği değer ve buna bağlı getiriler hakkında ise çeşitli görüşler mevcuttur.

Marka kavramının tarihsel süreçte geçirdiği değişimler göz önüne alındığında, başta yalnızca ürünün ayrılmasına hizmet eden bir sembol olarak görülen marka, günümüzde yalnızca “isim, sembol ve işaret” olmaktan çok öteye gitmektedir. (Berthon vd., 2007: 37-43). Marka, günümüzde üretici ve tüketici arasındaki iletişimi sağlama görevini üstlenmiştir. Bu durumun üretici açısından olduğu kadar tüketici yönünden de faydaları bulunmaktadır. Giderek çoğalan ve adeta birbirinin eşi olan ürünlerin içinde kaybolan tüketici, kendisine yakın olan markaya yönelerek bu durumdan fayda sağlamakta, sosyal statü edinme veya kişisel tatmin sağlama gibi beklentilerini karşılayabilmektedir. Bu denklemin diğer ucunda ise üretici bulunmaktadır. Üreticinin marka yoluyla kavuştuğu en büyük imkan tüketici ile iletişime geçebilmek olmaktadır. Gerçekten de günümüzde yürütülen çok boyutlu marka çalışmaları ile üretici istediği marka kimliğini halka sunma imkanına kavuşmuştur.

Please follow and like us:

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir